Kıbrıs Akasyası

ODTÜ Biyoloji ve Genetik Topluluğu Ekoloji Alt Grubu’ndan 7 kişi, 2 Mart 2015 tarihinde Mersin-Erdemli’de bulunan ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’ne davetliydik. Orada hem enstitüyü tanıma fırsatı bulduk hem de yapılması gereken birtakım işleri yaparak oradaki hocalarımıza yardım etmiş olduk.

Sahillerin birer birer imara açılıp talan edildiği bir atmosferde, neredeyse el değmemiş ve doğallığını mümkün olduğunca korumuş olan ODTÜ Erdemli Kampüsünde 4 gün geçirdik. Biz gitmeden önce yapabileceğimiz işlerden biri olarak söylenen şey “ot sökmek” idi. İstilacı bir tür olan Kıbrıs akasyası (Acacia saligna) orada endemik bir tür olan kum zambağının (Pancratium maritimum) bulunduğu sahil şeridine de sıçramış ve yayılmaya başlamış, bu da kum zambağını tehlikeye atmıştı. Bize düşen de gidip istilacı türe karşı kahramanca savaşıp, kum zambağı türünü kurtarmaktı.

Biz, “Ne kadar zor bir iş olabilir ki?” diye düşünürken Kıbrıs akasyası ile imtihanımız daha yeni başlamaktaydı. Gerçekten de zambaklar arasında yayılmaya başlamış olan ince ince otlar şeklinde gözüküyorlardı. Biz de toprağı hafif eşeleyip gevşettikten sonra otları çekip Kıbrıs akasyalarını çıkarabileceğimizi düşündük, yanılmışız.

Aradan geçen süreden sonra Kıbrıs akasyası artık ekibimizin espri konusu haline gelmiş durumda. Hakkında yaptığımız araştırmalar ve öğrendiklerimiz sonucunda bu yazıyı yazmaya gereksinim duyduk. Şimdi, türün bilimsel sınıflandırmasını da verip biraz daha teknik bilgiye girebiliriz.

Âlem               : Plantae (Bitkiler)

Bölüm             : Magnoliophyta (Kapalı tohumlular)

Sınıf                : Magnoliopsida (İki çenekliler)

Takım             : Fabales

Familya          : Fabaceae (Baklagiller)

Cins                 : Acacia

Tür                  : Acacia saligna

Araştırmalarımız sırasında kafamızı en çok karıştıran konu tür adı oldu. Araştırmalarımız sonucunda anladık ki daha önce iki ayrı tür olarak kabul edilen Acacia saligna ve Acacia cyanophylla’nın aslında aynı tür olduğuna kanaat getirilmiş. Fakat, Türkiye’deki kaynakların yetersizliğinden dolayı yanlış bir şekilde, dünyanın geri kalanından farklı olarak Türkiye’de hala Acacia cyanophylla ismi kullanılmaktadır.

Bitkinin ana vatanı Avustralya’dır. Bölgenin kolonizasyonu sırasında İngilizler tarafından Kıbrıs’a ve Avrupa’ya getirilmiş ve buralarda da yetişmeye başlamıştır. Kökü çok güçlü ve büyüktür. Toprak altında sürgün vermek suretiyle toprak üstünde başka gövdeleri de bulunabilir. Kökünün güçlü olmasından dolayı erozyonu önlemek amacıyla sahil kesimlerine dikilmiştir. Esasen nötr toprakları sevmekle beraber nötr olmayan topraklara karşı da tolerasyonu vardır.

Bitki 8-10 metre boyunda tek başına bir ağaç olarak bulunabildiği gibi 2-5 metre boyunda çalılar halinde de bulunabilmektedir.

Bitki Şubat-Mayıs ayları arasında çiçeklidir ve çiçekleri hermafrodittir. Yaprakları ancak birkaç aylık oluncaya dek görünebilirler, sonrasında görülüp yaprak zannedilen yapılar ise değişikliğe uğramış, yaprak görevini yerine getiren yaprak saplarıdır.

Bitkinin gövdesinin yanıcılık konusunda ayırt edici bir özelliği bulunmamakla birlikte çok kısa bir sürede büyük bir odun gövdesine ulaşabildiği için bazı yörelerde yanıcı madde olarak kullanılmaktadır. Ayrıca yaralı gövdesinden bol miktarda reçine salgılanmaktadır.

Ancak hem tohumlarıyla hem köküyle sürgün vermek suretiyle çok hızlı bir şekilde yayılış gösterebildiğinden, çok güçlü bir kök yapısı bulunduğundan ve bu coğrafyada rakip türü bulunmadığından dolayı önü alınamaz bir yayılış göstermeye başlanmıştır. Hatta bazı ülkelerde doğal bitki örtüsüne zarar verme noktasına gelmiştir. Güney Afrika Cumhuriyeti’nde bu türe karşı bir savaş ilan edilmiş olup uzun yıllardan beri fiziksel ve kimyasal yöntemlerle bitkiden kurtulmaya çalışılmış, başarılı olunamamış ve hatta uygulanan yöntemler bölgedeki diğer türlere gelen zararı artırmış ve bu da çok büyük bir ekonomik zarara neden olmuştur.

Peyzaj bakımından rüzgarı kesmesi, kısa sürede büyümesi, görüntüsü ve benzeri sebeplerle ülkemizde de sık sık kullanılan Kıbrıs akasyası türünün, ana vatanından alınıp uzak diyarlara getirilmesi sonucu oluşan zararlarıyla daha fazla karşılaşılmadan gereken önlemlerin alınması çok önemlidir. İstilacı türler bölgeyi istila ederlerken o bölgede o bitkiyi tanıyan türler olmadığı için rekabetten uzak biçimde yayılabilir ve bölgedeki mevcut bitki örtüsü varlığını tehdit edebilirler.

Neyse ki bizim Mersin’de karşılaştıklarımız henüz ağaç dahi olamamış olan küçük örnekleriydi de biz alanı Kıbrıs akasyalarından temizleyip kum zambaklarının hayatlarını kurtarabildik. Henüz çok küçük olmalarına rağmen yer üstündeki gövdesine kıyasla çok kalın olan ve yer altından diğerleri ile birleşen kökleri bizi oldukça zorladı. Grup olarak yüzümüzü gülümseten anılarla ve kahramanlık duygusu ile Ankara’ya geri dönmemize neden oldu.

Yazan: Yunus Emre Şebin

Kaynakça:

-Acacia saligna (Labill.) H.L.Wendl. Orange WattleComm.Acac.Aphyll. 26-27 (1820). (n.d.). Retrieved May 12, 2015, from http://florabase.dpaw.wa.gov.au/browse/profile/3527 

-Biodiversity. (n.d.). Retrieved May 12, 2015, from http://www.environment.gov.au/biodiversity/abrs/online-resources/flora/main/index.html

– Scientific Name. (n.d.). Retrieved May 12, 2015, from http://keyserver.lucidcentral.org/weeds/data/080c0106-040c-4508-8300-0b0a06060e01/media/Html/Acacia_saligna.htm

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s