Tohumlar Kampüse, Kampüsler Doğaya

“Tabiatın tutarlılığı insanların tutarsızlığından sonra güzel bir tesellidir.” demiş Goethe. Bizler de bıkkınlıklarımızdan biraz uzaklaşmak, tabiatımıza ulaşmak umuduyla toprağa, bostana koştuk. Bostana gönül vermiş bir arkadaşımızın da dediği gibi “bostan bizi çağırıyordu”. İlkin viyollere ve kartondan bardaklara tohumları ektik; evlerimizde, bölümlerimizde filizlendirdik onları. Bazılarımız ilk kez bir tohuma can vermenin heyecanını yaşıyordu.

29 Nisan’da Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’yle buluştuk. Bizlere ata tohumun ne olduğunu, kompost yapımını, toprağa nasıl davranmamız gerektiğini anlattılar. Tohumlar Kampüse projesi kapsamında daha önce Çukurova Üniversitesi, Mersin Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nde yapılmaya başlanan bostanlardan bahsettiler. Dördüncü üniversite de bizimkisi, ODTÜ olacaktı. 30 Nisan’da, sonunda toprakla ilgilenebilme fırsatını bulduk. Sabahtan kompostları hazırlayıp öğleden sonra yükseltilmiş yatak yapımına başladık. Toprağa en yabancı insanlar bile birkaç saat sonra kazma ve kürekleri bir rençber edasıyla sallar oldu. Nasıl mı uyum sağladık hemen, nasıl mı alıştık toprağa? Aklımızı ve kalbimizi toprağa açmaktan korkmadık. Zaten oraya aittik çünkü.

Bir saksağan kondu toprağa, dedik bu bostan “kurda, kuşa, aşa”…

Yükseltilmiş yataklar açıldıktan sonra Buğday Derneği’nden Hakan Gönül, getirdiği tohumları bizlerle paylaştı. Bu tohumların hepsi birbiriyle uyumlu şekilde ekilsin istedik. Belirli bir kurala bağlı kalmayalım, değişik yöntemler deneyelim istedik. Yükseltilmiş yatakların yanında spiral bahçe[1] de yapmaya, üç kız kardeş metodunu[2] da denemeye karar verdik.

Sonraki hafta çitleri taktık, damla sulama borularını yerleştirdik. Aramızda bir sessizlik anlaşması var gibiydi, kimse kimseye iş buyurmadı fakat yine de her işi halletmek için birileri öne çıktı. O zaman bostanı gerçekten sahiplendiğimizi anladım. Materyalistçe bir sahiplenme değildi bu; bostan bize ait değildi, biz toprağa ve tohuma aittik. Artık arazi hazırdı, fide ve tohumlarımızı sunduk. Şimdi ise toprağa verebileceğimiz suyumuz ve maneviyatımız kaldı sadece. Biz de geçen gece toprağa su verdik, ve insanların korkunç öykülerini anlatmak[3] yerine insanların masum öykülerini anlattık tohumlara.

Dedik ki: “Tohum ekilmezse, masal anlatılmazsa ölür…”

Yazan: Umut Hasanoğlu

Çizimler: Ayşe Gökçe Bor

[1] Toprağa spiral şekilde ekim yapılan, yerden tasarruf ve bahçe bakımı açısından büyük kolaylık sağlayan bahçe biçimi.

[2] Bir arkadaş ekimi yöntemi. Örneğin  mısır, fasülye ve kabak aynı öbekte birbirlerine faydalı olmaları için ekilir. Fasulye havadaki azotu köklerindeki bakterilerle topağa bağlar, kabak geniş yapraklarıyla toprağı örtüp korur, mısır gölgesiyle, bir yarı gölge bitkisi olan kabağa yardımcı olur.

[3] Destina, Lale Müldür

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s